Kaşlarınızı çatmayın: 13 Aralık 2010

This post is also available in: İngilizce, İspanyolca, Endonezya dili

Bismillah

Mevlana Şeyh Nazım’ın Ufak Tavsiyeler

Kaşlarınızı çatmayın

13 Aralık 2010

Euzu billahi mineşşeytânirracîm.

Bismillahirrahmanirrahim

Essalamü Aleyküm ve Rahmetullahi Ve Berekatüh

  • Resulullah’ın (SAV) adı her anıldığında ayağa kalkmış olsak bile, onun hak ettiği saygıyı göstermiş olmazdık. Kutsal Resulullah’ın (SAV) adı her ne zaman zikredilse, İstanbul’da altı minareli Sultan Ahmet Camiini (Blue Mosque-Mavi Camii olarak da bilinir) yaptırmış olan, Osmanlı İmparatoru Sultan Mehmet, bir saygı işareti olarak tahtından kalmayı alışkanlık edinmişti. Eski zamanların Sultanlarının ve Krallarının Resulullah’ı (SAV) onurlandırmaya ne kadar da alışkın olduklarına bakın!  Günümüzde Başkanlar ve Krallar Resulullah’a (SAV) karşı ne saygı ne de terbiye gösteriyorlar. Her kim Kutsal Peygamber’e (SAV) saygısız davranırsa, onuru ve dini yok demektir ve böyleleri Kuran’da zorbalar olarak anılırlar.
  • Kuran’da Beni İsrail’e (İsrail Oğulları-Yahudiler) zorbalarca yönetilen bir toprağa girmeleri ve onların üstesinden gelmeleri emredilmiştir. Bu şehri yöneten zorbadan korkarak, Rablerinin emrine karşı çıktılar. Bunun yerine Hz. Musa (AS) ile alay ettiler ve ona ve kardeşi Hz. Harun’a (AS) Rablerinin yardımıyla bunu kendilerinin yapmalarını söylediler ve (onlara yardım etmeden) durup seyrettiler. Allah onları çölde kırk yıl süreyle dolaşmak yoluyla, sürgün etti ve oraları onlara haram kıldı.

وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَـٰقَوۡمِ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ جَعَلَ فِيكُمۡ أَنۢبِيَآءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكً۬ا وَءَاتَٮٰكُم مَّا لَمۡ يُؤۡتِ أَحَدً۬ا مِّنَ ٱلۡعَـٰلَمِينَ (٢٠) يَـٰقَوۡمِ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡأَرۡضَ ٱلۡمُقَدَّسَةَ ٱلَّتِى كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَرۡتَدُّواْ عَلَىٰٓ أَدۡبَارِكُمۡ فَتَنقَلِبُواْ خَـٰسِرِينَ (٢١) قَالُواْ يَـٰمُوسَىٰٓ إِنَّ فِيہَا قَوۡمً۬ا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَا حَتَّىٰ يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِنَّا دَٲخِلُونَ (٢٢) قَالَ رَجُلَانِ مِنَ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡہِمَا ٱدۡخُلُواْ عَلَيۡہِمُ ٱلۡبَابَ فَإِذَا دَخَلۡتُمُوهُ فَإِنَّكُمۡ غَـٰلِبُونَ‌ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَتَوَكَّلُوٓاْ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ (٢٣) قَالُواْ يَـٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَآ أَبَدً۬ا مَّا دَامُواْ فِيهَا‌ۖ فَٱذۡهَبۡ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَـٰتِلَآ إِنَّا هَـٰهُنَا قَـٰعِدُونَ (٢٤)قَالَ رَبِّ إِنِّى لَآ أَمۡلِكُ إِلَّا نَفۡسِى وَأَخِى‌ۖ فَٱفۡرُقۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَـٰسِقِينَ (٢٥) قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيۡہِمۡ‌ۛ أَرۡبَعِينَ سَنَةً۬‌ۛ يَتِيهُونَ فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۚ فَلَا تَأۡسَ عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَـٰسِقِينَ

(20) Hani Musa, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.” (21) “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.” (22) Dediler ki: “Ey Musa! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, biz de gireriz.” (23) Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer müminler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.” (24) Dediler ki: “Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.” (25) Musa, “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi. (26) Allah, şöyle dedi: “O hâlde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme.” (Surah Al-Ma’idah 5:20-26)

  • Yukarıdaki Ayet’te

فِيہَا قَوۡمً۬ا جَبَّارِينَ

‘O dediğin topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var’

terimi; zorba uluslara (gayet güçlü millet) işaret eder. Kutsal Kuran’ın kutsal anlamları her zamana uygundur. Yani zorbalar dünya üzerinde her zaman var olacaklardır. İmam Mehdi (AS) gelene kadar, asla, zorbalardan arınmış olmayacaktır. Dünya güçlü zorbalarca istila edilmiş durumda. Onları, Doğudan Batıya, Kuzeyden Güneye, her yerde görebilirsiniz. Tüm dünyayı onlar yönetiyor.

  • Bizler de, kendi kendimizi zorbalara dönüştürdük ve böylece, tıpkı yukarıdaki Ayetteki Yahudiler gibi, bizlere de, kendi nefsimizden kaynaklanan, zorbalık ve kötülüğe karşı savaşma emri verildi. Daha sonra Mevlana kendi nefsinin egemenliği altında olmaktan korunmuş olmak için dua etti.
  • İman, birinin yüreğindekileri; Resulullah’ı (SAV) onurlandırmak için, Onun üzerine dökmesidir. Allah Kutsal Kuran’da diyor ki:

وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ

Senin şanını yükseltmedik mi? (Surah Ash-Sharh 94:4)

  • Vahabiler Peygamberimiz’i (SAV) öven ve yüceltenlere her zaman karşı çıkmışlardır. Yukarıdaki Ayette, Her Şeye Gücü Yeten Allah’ın Kendisi Resulullah’ı (SAV) övüyor! Vahabilerin Peygamberimiz’e (SAV) karşı hiç inançları ve görgüleri yok mu? Onların utanmaları ve dini anlayışları yok mu ki Resulullah’ı (SAV) küçümseyip saygısızlık ediyorlar? Her Şeye Gücü Yeten Allah’ın övüp yücelttiği Birini alçaltmayı istemesi tamamıyla mantıksızlıktır! Aklı olan hangi insanoğlu, Allah tarafından övgülerle yüceltileni, nasıl kabul edemez? Mevlana böyle insanların var olmasından dolayı hayret ve şaşkınlık içerisindedir ve onları akılsız ve imansız olarak tanımlar.
  • Bir zorba İlahi emirlere karşı çıkan kişi demektir. O düzen içerisindeki yerini anlamıyor demektir. Hatta bugün, Harameyn’de (Mekke ve Medine) zorbalar vardır. Bu zorbalar camilerindeki Muhammedün Resulullah ayetini kaldırmışlar ve sadece Lâ ilahe illAllah’ı yazdırmışlardır. Böylesine bir eylemin arkasında yatan niyet nedir? Bu zorbaların yüreklerindeki gurur ve kibir, onları Resulullah’ın (SAV) mevkisini anlamaktan ve bilmekten alıkoymuştur.
  • Mevlana daha sonra, kendisini ziyarete gelmiş olan hanımlar için dua etti. Onların seviyelerini yükseltmek, nurlarını artırmak ve iyi davranışlarını ve hayırlarını artırabilmeleri için Allah’a yakardı. Kıyamet Gününde, bu en yüksek onurla onurlandırılmak olduğu için, Resulullah’ın (SAV) sancağı altına getirilmeleri için dua etti.
  • Mevlana daha sonra, Resulullah’ın (SAV) saygınlığını daha artırması için Allah’a dua etti. Sadece onun bereketidir göklerden yağmur yağdıran ve bereketli yağmur nedeniyle de insan hayatta kalır ve bu dünyada yaşar. Tüm yaratılış, sadece, Resulullah’ın (SAV) yüzü suyu hürmetine var olmuştur ve bu yaratılış daima Rablerini överler ve devamlı olarak da Resulullah’a (SAV) saygılarını sunarlar. Mevlana duasını; Allah’tan yüreklerimizdeki, Peygamberimiz’e (SAV) karşı olan sevgi ve hürmetimizi ve onunla birlikte olma arzumuzu hiçbir zaman yok etmemesini isteyerek sonlandırdı.
  • Mevlana, birinin Resulullah’a (SAV) olan sevgisi ne kadar büyükse, yüreğindeki imanda o kadar güçlüdür dedi. Öyleyse Resulullah’a (SAV) olan sevgi ve hürmetinizi artırmak için çalışın -ki bu da sizin imanınızı, nurunuzu ve mertebenizi yükseltecektir.
  • Katılımcılardan bir hanım aşağıdaki Kuran Ayetiyle ilgili olarak bir soru sordu:

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ. أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ

(1, 2) Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü. (Surah Abasa 80:1-2)

O hanım, eğer Peygamberimiz (SAV) kör bir adam rahatsız etti diye hoşnutsuzluğunu ifade ettiyse, bazı Müslüman Âlimler, bu Ayetten alıntı yaparak, Peygamberimiz’in (SAV) davranışında bir kusura işaret etmek isterlerse diye sordu. Mevlana bunun tamamen yanlış tercüme olduğunu söyledi. Bu Ayet, Peygamberimiz’e (SAV) işaret etmesine rağmen, direkt olarak zorbalara yönelik genel bir ayettir. Mevlana ise; Peygamberimiz’in (SAV) çevresini sarmış olan zengin ve güçlü insanların, Peygamberimiz’in (SAV) onlara İslamı anlatmaya çalıştığı Mekke’nin zorbaları olduğunu ve yaşlı adam toplantılarını bölünce de kaşlarını çatıp, hoşnutsuzluğunu gösterdiğini ve orada bulunanların da (zorbalıkları ve kötülükleri nedeniyle) yüzlerinin çok çirkin bir hal aldığını söyleyerek açıkladı. Bu Ayet Allah’ın kullarına, iyi davranışı göstermek içindir. Devamlı yüzlerinde öfke ve hoşnutsuzluklarını gösteren insanlar vardır. Bunlar çirkin olanlardır –birçok Âlim, Başkan ve zengin insanlar da bunlar gibidir. Özellikle de fakir ve muhtaç insanlarla karşılaştıkları zaman! Ey Allah’ın kulları, böyle davranışlar içerisinde olmayın. Yüzlerinizde hoşnutsuzluğunuzu göstermeyin.

Yukarıdaki Ayetteki ‘kör adam’ terimi, aslında, yürekleri de kör olan zorbaları işaret etmektedir. Kör olan onlardır bu kör adam değil! Onlar yüksek Makamlara ve rütbelere sahip olduklarına inanıyorlar. Ama aslında, çöplükten başka bir şey olmadıkları gerçeğine karşı körler.

El-Fatiha

Tefsir

  • Allah Peygamberimiz’i (SAV) övüp, yücelttiği gibi, O zorbaları mahkûm etti ve yerdi. Hâlbuki Peygamberimiz (SAV), madden ve manen güzelliği temsil ederken, zorbalar tam olarak zıddını temsil ediyorlar. Zorbalar şehvetlerini ve şeytanı izlerken, yüzlerinde ve işlerinde çirkinliği sergiliyorlar. Allah’a karşı geliyorlar, sevgili Peygamberimiz’e (SAV) saygısızlık ediyorlar. Kendilerini çok yükseklerde görüyorlar ve onları ikinci sınıf ya da daha düşük seviyelerde görüp, yoksulları küçümsüyorlar. Kendi pisliklerine karşı körler ve sadece kendilerini en yüksekte görüyorlar. Onlar (Ölümde) kaba bir uyanış için yolda zorlukla yürüyenlerdir.

أَفَرَءَيۡتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُ ۥ هَوَٮٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلۡمٍ۬ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمۡعِهِۦ وَقَلۡبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَـٰوَةً۬ فَمَن يَہۡدِيهِ مِنۢ بَعۡدِ ٱللَّهِ‌ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Nefsinin arzusunu ilâh edinen, Allah’ın; (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? (Surah Al-Jathiyah 45:23)

  • Bu tür havalı davranışları bırakın ve içinizdeki zorbayla savaşın. Kendi nefsinizi ve arzularınızın zulmünün ve acımasızlığının farkına varın. Hapishaneler nefislerinin isteklerinin peşinden gidenlerle dolu. Nefsiniz, hayatınızın geri kalanında bir hapishanede çürüyecek olsanız bile, istediğini elde etmenin peşinden gidecektir. Öfkenin ateşiyle, bir adam nefsinin peşinden gidebilir ve vurup bir başka adamı öldürebilir. Nefis istediğini elde etti ama adam hem bu dünyada hem de ahrette, tüm hayatı boyunca, eyleminin vicdan azabını çekecektir. Nefsinizin zorbalığının her şeyi budur –size karşı merhameti olamayan, zalim, adaletsiz biri. Mevlana’nın da dediği gibi, bir zorba sürekli Allah’ın emirlerine karşı gelir ve nefislerimiz de tam olarak bunu yapıyor.
  • Muhammedün Resulullah olmadan Lâ ilahe illAllah olmayacağı için, Resulullah’ın (SAV) sevgisi için gayret gösterin. Lâ ilahe illAllah’ta ne olduğunu yansıtan Muhammedün Resulullah’ın deryasıdır ve ona yönlendirir. Hiç kimse Muhammedün Resulullah olmadan Lâ ilahe illAllah’a gelemez!
  • Kendi hatalarınız için gözlerlinizi açın. Dünyanın en kolay şeyi, nefret ettiğiniz kişinin fark ettiğiniz hatalarından bahsetmektir. Birisine çamur atmak için eğitim almaya gerek yoktur. Herkes yapabilir. Fakat birinin ağzını kapatmak (Peygamber, eğer söyleyecek iyi bir şeyimiz yoksa sessiz kalmamızı söylemiştir) ve birinin kendi hataları için gözlerini açmak, her iki eylem de nefsimizin isteğine karşı olduğu için, irade gücü ve eğitim ister. Nefislerimiz kısıtlama olmadan konuşmaktan hoşlanır; düşmanımızın itibarını paramparça etmek ise hepsinden güzeli değil midir? Aynı şekilde, nefislerimiz kendi hatalarımızı asla görmez. Onu hata olarak kabul etmez. Yani hatalarımızı aramak bizleri tövbeye ve anlamaya yöneltecektir. Kör olarak kalmayın, gözlerinizi açın ve dikkatli bir şekilde kendinize bakın.

وَمَن كَانَ فِى هَـٰذِهِۦۤ أَعۡمَىٰ فَهُوَ فِى ٱلۡأَخِرَةِ أَعۡمَىٰ وَأَضَلُّ سَبِيلاً۬

Kim bu dünyada körlük ettiyse ahrette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır. (Surah Al-Isra’ 17:72)

  • Sonuç olarak, gülümseyin ve somurtup, kaşlarınızı çatmayın. Mevlana mutluluk ve sıcaklığın bir görüntüsüdür. Daima dostluk yayar ve keyifli ve yumuşak başlıdır. Müritlerinin başarısızlıkları ya da zayıflıkları karşısında, asla, kaşlarını çatmaz. Tıpkı bir mıknatıs gibi, insanları kendisine çeker. Hiç kimseyi kendisine çağırmasına ihtiyacı yoktur. İnsan onun huzurundayken huzur ve güvenlikten başka bir şey hissetmez. Bu nedenle, Peygamberimiz (SAV) demiştir ki; “Kardeşiniz için bir gülümsemeniz sadakadır.” Zorbalar, sürekli olarak, Yaratıcılarının İradesinden dolayı huzursuzlardır. Hatta Yaratıcılarının yaptıklarından da mutsuzlardır. Bunun için, onların içindeki pislikler, yüzlerine ve bakışlarına çirkin bir bakış olarak yansır.
Bu 14 dakikalık Arapça videoyu sadece www.Saltanat.org adresinden izleyebilirisiniz. Sağdaki menüden; ‘Respect 13.Dec.2010′ seçiniz. Ekranın altında, ses kontrolünün yanında, alt yazılar için dil seçimi yapabileceğiniz (Arapça, Bahasa Endonezyaca/Melayu, Almanca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Rusça ve Türkçe) bir CC butonu göreceksiniz. İngilizceye canlı tercüme için, görüntü ünitesinin sağ üst köşesindeki AD butonuna tıklayınız. Canlı sohbetler boyunca, üst taraftaki butonlar, başka dillere de Canlı Sesli Tercüme hizmeti sunacaktır. Eğer video artık orada değilse, altta bulunan Saltana TV sitesi arşivinden aratınız.
Saltanat TV, Mevlana Şeyh Nazım’ın kişisel olarak müsaade ve onayıyla Resmi sitesidir.

This entry was posted in 2010, Aralık, Sohbetleri and tagged , , , , , , , . Bookmark the permalink.