Tüm İnsanlık için Dört İlahi Emir

This post is also available in: Felemenkçe, İngilizce, İspanyolca, Portekizce (Brezilya)

Bismillah

Mevlana Şeyh Nazım’ın Cuma gecesi Sohbeti

Tüm İnsanlık için Dört İlahi Emir

7 Nisan 2011

Euzu billahi mineşşeytânirracîm.

Bismillahirrahmanirrahim

Essalamü Aleyküm ve Rahmetullahi Ve Berekatüh

(Mevlana, o hikmetli Cuma gecesi almış olduğu esin temelinde, çok ciddi bazı konularla ilgili olarak, Ürdün’den gelen bir Kraliyet heyetine hitap etti. Mevlana o heyete konuşuyor olmasına rağmen, çok açık bir şekilde bu uyarının tüm herkesi kapsadığını belirtti; ‘Doğudan Batıya ve Kuzeyden Güneye, yani herkesi uyarın!’  Özetin içerisine ilave yorumlar ettim ve bunlar da farklı renkli yazılmıştır.)

Mevlana, tıpkı Yasin Suresinde yaklaşan kıyametle ilgili bizleri uyarmaya çalışan Elçiler gibi, bizlere İlahi bir uyarı getiriyor.

  • Allah Yasin Suresinde, şehir halkına Tavsiye ve İlahi Uyarılar için göndermiş olduğu Elçileri vahyediyor.

وَاضْرِبْ لَهُم مَّثَلاً أَصْحَابَ الْقَرْيَةِ إِذْ جَاءهَا الْمُرْسَلُونَ

Sen onlara, o Şehir Halkının örneğini ver; hani oraya Elçiler gelmişti. (Surah Ya-Sin 36:13)

  • Bu ayet gösteriyor ki; zaman içerisinde bir dönem yoktur ki, Ümmet için Elçiler gönderilmemiş olsun! Mevlana’ya da böyle bir görev verilmiştir ve o da kendi benliğinden değil ama cennetsel vahiyle uyarılar getiriyor ve bizler de aptalca bir şekilde o uyarıları dikkate almıyoruz! Bu şehirdeki inançsızlar Elçilere dediler ki:

قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٌ۬ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ

Dediler ki: “Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz.” (Surah Ya-Sin 36: 15)

  • Elçiler de şöyle cevapladı:

وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ. قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَٮِٕن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ۬

Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur. Dediler ki: Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azab dokunacaktır.”” (Surah Ya-Sin 36:17-18)

  • Elçiler, tavsiyelere uysunlar diye onları zorlamak için orada olmadıkları halde, sadece bu açık uyarıyı onlara bildirmek konusunda şehirdeki insanları bilgilendirdiler. O zaman bile, insanlar onlara taş attılar ve onlara zarar verdiler.
  • Yasin Suresinde belirtilen Elçileri küçük görenlerin akıbetleri ne oldu?

۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ۬ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ (٢٨) إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ (٢٩)يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِ‌ۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَہۡزِءُونَ (٣٠) أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّہُمۡ إِلَيۡہِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ (٣١) وَإِن كُلٌّ۬ لَّمَّا جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ

(28) Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik. (29) Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler. (30) Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar. (31) Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? (32) Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.

(Surah Ya-Sin 36:28-32)

Küçük bir patlama ve hepsi de küle döndüler!

  • Mevlana diyor ki; eğer nükleer reaktörlerin hepsi birden patlasa, hiçbir şey hatta tek bir canlı bile kalmaz. İnsanlar kurumuş ağaç yaprakları gibi havada uçuşacaklar. Sadece her beş kişiden biri hayatta kalabilecek.

Bir Tünele girdik

  • Mevlana geçmiş bir Sohbetinde diyor ki: “Çok zorlu bir tünelden geçiyoruz. Mehdi (AS) zamanına ulaşabilmek için bu korku ve sıkıntı dolu tünelden kimlerin geçebileceğini hayal bile edemezsiniz!
  • Mevlana, geçen yıl 10 Ekimdeki bir Sohbette belirttiği gibi; bizler karanlığın içine, aydınlatılmamış bir tünele doğru hızlanan bir trenin içerisinde oturuyoruz. Güvende kalabilmek için trendeki kompartımanda kalmak zorundayız. Tren bu karanlık uçuruma doğru homurdanarak giderken, trenin kapılarını açmamak konusunda dikkatli olmalıyız –bunu yapmak intihar gibidir!

  • Hatta kafamızı pencereden dışarı uzatmak bile, kafanızı ölümcül bir şekilde bir şeylere vurabileceğiniz için, çılgınlıktır. Yani trenin içinde kalın. Trenin kapılarını ve pencerelerini kapatın ve kompartımanda güvende olun. Bu nedenle bu Sohbet, evlerimizin içerisinde güven içinde kalmamız için bizleri uyarıyor.

Şimdi Boyun Eğdirme Tünelinin içindeyiz…

Neden, şimdi, felaketler tünelindeyiz?

tunnel

Bizler şimdi Boyun Eğdirme tünelindeyiz...

  • Mevlana dedi ki; dünya şu anda, gözler önüne serilmiş olaylar nedeniyle, Allah’a kulluk etmek için var olmayan ya da yaşamayan ama Şeytan’ın emirlerine göre yaşayan insanlar oldukları için öldürülecek olan altı-yedi milyar insanla dolmuş durumunda. Allah İnsanı Kendisine kulluk etsin diye yarattı. Ama şimdi, İnsan şeytana ve kendi nefsine kulluk ediyor. Bu nedenle de sınırsız ve sayılamayacak kadar çok ölümler olacak.

وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِيَعۡبُدُونِ

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Surah Adh-Dhariyat 51:56)

  • Birisi nasıl yaşarsa öyle ölür Hadisinde bildirildiği gibi, şeytani hayat yaşayanlar şeytani bir ölümle de yüzleşeceklerdir. Onlar ne burada ne de Ahrette huzur bulamayacaklar! Onlar ölümle cezalandırıldı. Kendi ölüm fermanlarını kendi eylemleriyle imzaladılar. Mevlana; “Senin sığınağına muhtacız, Ey Rabbim! Kötü sonuçlardan Allah’ın korumasına sığınırız. Estağfurullah tövbe ya Rabbi! Allah korusun. Beni bağışla Rabbim!” diyerek dua etti.

Bu tünelde hayatta kalmak için ne yapmalıyız?

  • Mevlana daha önceki bir Sohbetinde; “Çöp kutusundaki tüm süprüntüler tükendi ve herkim dünya için yaşıyor ve Mevla (Allah) için yaşamıyorsa, süprüntüdür.” demiştir. Bunun için girdiğimiz bu tünelde şeytani eylemler ve karaktere sahip olanlar arasından, yüreklerinde gaddarlığın küçücük bir atomu bile olsa, hiç biri hayatta kalmayacak.

  • Mevlana önceki Sohbetinde: “Temizlik, korunmanın ana şartıdır. demiştir. Kirli olanlar ise, çöp kovasına koyulup atılmış olduklarından, asla korunmayacaklardır. Temiz zihinler, temiz yürekler, temiz bedenler, temiz diller, (yaşama desteği olarak) temiz işler ve temiz niyetlerle, temiz biri olmaya gayret edin! Yoksa bir süprüntü gibi atılacaksınız. Temiz olmayan biri Mehdi’nin (AS) zamanında bulunamaz. Daha fazla kirli insan kalmayınca da, Mehdi’nin (AS) zamanında Cennet halkı olacak ve daha fazla Cehennem halkı kalmayacak. Onlar bittiler! Allah sizlere Cennet halkından olmayı ve bana da bağışlanmayı nasip etsin.” Yani sadece Cennet bağımlı olanlar bu tünelin sonundan gün ışığına çıkacaklar.
  • Bu emirleri ciddiye alın. Mevlana’ya, eğer bu Uyarılar ya şimdi ya da İmam Mehdi’nin (AS) gelişinden sonra uygulanmak üzere olsaydı diye sorulduğunda, kesin bir şekilde cevapladı: “Evet, Mehdi’nin (AS) gelemsinden sonra olursa, bu Kılıçla uygulamaya sokulacaktır!”

En çok kimler tehlikede?

Aileler bunu dikkate alsınlar, 100 çocuktan 99 tanesi, birçoğu şeytanı en iyi arkadaşları olarak kabul ettiği için, bu yaklaşan olay sırasında yutulup yok olacaklar.

  • Günümüz gençliği, nefsin arzularının peşinden koşarak ve bedenin zevklerini arayarak, şeytanı “kutsal arkadaşları” olarak kabul ediyorlar. Teknolojinin İlahları olduğu bir dünyada yaşıyorlar. Müziksiz, sosyalleşme olmayan, modasız ya da oyunsuz bir hayatı hayal bile edemiyorlar. Kötü olanı izliyorlar ve onun kontrolü altındalar. Böylece, şeytani işlerden filizlenen, şeytani karakterleri geliştiriyorlar.

Birinci Emir – güvenlik için evinize dönün

  • Evlerinize dönün; evlerinize girmeli ve orada kalmalısınız! Bu, başlangıçtan sonuna kadar güvenlik içinde olmayı isteyenler için bir emirdir. Eğer herhangi bir şey olursa, göklerden herhangi bir kriz ya da afet gelirse, kişi hemen evine dönmeli, abdest almalı ve seccadede iki rekât namaz kılıp, ailesiyle birlikte kalarak, orada oturmalı.  Dışarıda her ne olursa olsun, onları asla etkilemeyecektir. Ancak, herkim dışarı çıkarsa, işleri tamamdır.
  • Bu bildiri bir hikâye olsun diye yapılmamıştır!

Allah, Neml Suresinde karıncaların izleyicilerine neyi haykırdığını öğretiyor:

قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Karıncalardan biri, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi. (Quran, 27:18)

  • İkamet ettikleri yere girenler emniyette ve güvende olacaklar. Peygamberimiz (SAV) Mekke’yi fethettiğinde, “Ebu-Süfyan’ın evine girenler emniyettedir. Her kim evinde kalır ve kapısını kilitlerse, emniyettedir. Her kim camiye girerse, emniyettedir.” diyerek, genel af ilan etti.
  • Bu tıpkı, kendisine karşı komplo kuran on kardeşini affeden Hz. Yusuf’un (AS) yaptığındaki gibidir.

قَالَ لَا تَثۡرِيبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡيَوۡمَ‌ۖ يَغۡفِرُ ٱللَّهُ لَكُمۡ‌ۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٲحِمِينَ

Yusuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir. (Surah Yusuf 12:92)

  • Bu dünyanın meseleleri Evliyalar tarafından idare edilir ve onlar şuanda İnsanın sınırına ulaştığına hükmettiler. Evlerinize dönün ve emniyette olacaksınız. Aksi takdirde, dipsiz kuyuya düşeceksiniz.
  • Mevlana, Tunus ve Mısır’da ortaya çıkan huzursuzluklardan beri müminlere sokaklarda protestoları bırakmalarını ve “HasbunAllah, RabbunAllah” okuyarak, güvende olacakları evlerine dönmelerini söyleyerek birçok Sohbetinde bu çağrıyı yapmıştır.
  • Allah’ın Kutsal Adı’nın, El-Kahhar, tecelli ettiği dünya, şu anda Boyun Eğdirme Tüneline girdi. Burası, Hz. Süleyman’ın (AS) ordularının ayakları altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan karıncaların bulunduğu, tehlikeli bir bölgedir. Tıpkı bu karıncalar gibi, bizlere açıklandığı şekliyle, saklanmak için koşmalı ve uysal bir şekilde de İlahi Emirlere uymalıyız. Kuran mitolojik hikâyelerle dolu, yatmadan önce okunacak, bir hikâye kitabı değildir. İlahi öğretilerle doludur ve bizler de o emirlere uymalıyız.

Özellikle gençler için Birinci Emir

  • Mevlana, ailelerin çocuklarını kontrol altına almalarını ve yaptıklarını da gözlem altına almalarını söylüyor –çocuklarınıza dikkat edin! Güneş battıktan sonra, çocuklarınızın hiçbiri dışarıda kalmamalı, dışarıdaki üzerine sinmiş bozulmuşluğu bırakarak, evlerine dönmelidirler. Bu zamanlarda fitne oldukça yaygındır.
  • Birçok gece etkinliği ahlaksız ve ayartıcıdır –gençler publara, kulüplere, partilere, içki içmeye gidiyorlar ve sonunda da evlilik dışı ilişkiye sürüklenip uyuşturucu kullanıyorlar. Serbestlik şimdi coşmuş durumdadır ve bunun için de, günümüzde, ahlaksızlık oldukça yaygınlaşmıştır.
  • Çocuklarınızı eve alın ve orada kalın! Eğitimlerini, derslerini ya da başka şeyleri bahane etmeyin. Mevlana bu bahanelerin hiç birinin kabul edilebilir olmadığını söylüyor. Evde kalın! Sadece evlerinde kalanlar emniyette ve güvende olacaklar. Eğer dışarı giderlerse, giderken ya da eve dönerken bir şeylerden etkilenebilirler.
  • Mevlana bir kez daha tekrarlıyor: Güneş battıktan sonra hiç kimsenin evlerinin dışında olmasını istemiyoruz. Özellikle de gençlerin. Aksi halde, size hiçbir garanti veremeyiz. Hatta yedi kafalı bir Evliya’nın bile bir sorumluluk taşıması mümkün olmayacaktır! Güneş battıktan sonra hiç birinin dışarıda kalmamamsı gerektiği konusunda onları uyarın, gençleri özellikle. Kesinlikle bugünden başlayarak Kıyamet Gününe kadar yasaktır. Her kim emniyette ve güvende olmak isterse, güneş batımından sonra asla evini terk etmesin.”
  • Bu dünyanın doğusunda, batısında, kuzeyinde ve güneyinde olan herkes için, genel bir uyarıdır. Bugünden başlayarak Kıyamet Gününe kadar gençlere güneş battıktan sonra, camiye gitmek dışında, dışarı çıkmak yasaktır. Camiye gitmek isteyenler için, mümkünse, babalarıyla birlikte gitmeleri iyidir.
  • Bazıları bunun abartılı ve zor bir emir olduğu yönünde karşı çıktı. Ancak, öyle mi sizce de? Bir Hadis’te Peygamberimiz (SAV) diyor ki: “Gece olduğunda, kötülükler bu zamanlarda dışarıda oldukları için, çocuklarınızı evinizde tutun.” Peygamberimiz (SAV) ayrıca: “Gece olduğunda, Cinler dışarıda, çevrenizde gizlice dolaştıkları için, kap-kacaklarınızı örtün, dolaplarınızı kilitleyin, kapılarınız kapatın ve çocuklarınızı evde tutun.” demiştir. Yağmacı kurtlar, özellikle zamanın sonunun tünelinde,  çocuklarınızın iffetini ve inancını çalmak için geceleyin ve sinsice sokulurlar. Bu gerçektende sevgiden kaynaklanan bir tavsiyedir ve başka bir nedeni de yoktur.

İkinci Emir – evlerinin dışında çalışan ya da güzelliklerini sergileyen kadınlarla ilgili

  • Aslında hanımlara uyan iki talimat var. Hanımlar evlerinin dışında çalışmamalıdırlar ve evlerini terk etmeleri gerektiği zaman da güzelliklerini göstermemelidirler. Eğer çok güzel yüzü olan bir hanım bu emrin dışına çıkar ve güzelliğini sokaklarda sergilerse, evine çok çirkin bir şekilde dönecektir ve böylece de aynı şekilde tekrar dışarı çıkmaya cesaret edemeyecektir!
  • Her Şeye Gücü yeten Allah diyor ki:

وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ

Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. (Al-Azaab, 33:33)

Bugünlerde, bu ikinci Cahiliye döneminde, kadınları sokaklarda, marketlerde ve ofislerde dolaşırken, herkes görüyor. Onların çalışmasına izin verenler de ayrıca, sorumluluk alıyorlar.

  • Hz. Ali (RA) ve Hz. Fatma’nın (RA) Nikâh Hutbesinde Resulullah (SAV) demiştir ki: “Ali (RA) (dışarıda) çalışmak zorundadır ve Fatma (RA) ise evin içinde (kalmak zorundadır)”. Kadınların na-mahrem erkeklere görünmesi, günümüzde zinadan parçalanan ailelerden terk edilen çocuklara ve bozuk toplum yapısına kadar birçok sosyal olaya neden olmaktadır. Anneler ailenin ahlaki ve dindar yapılarıdırlar ve onların çocuklarının önlerinde hazır bulunmaksızın, çocuklar gerçek bir aile sevgisi ve aile tadı alamadan yetişirler. Ve sonra da, kendilerine sevgi ve rehberlik sunan, her türlü sapkınlığın başı olan şeytanın ayartılarına düşerler.

Üçüncü Emir – reklamlarla ilgili

  • Hizmetlerimizi ya da ürünlerimizi tanıtmaya ya da reklâmını yapmamıza ne de çevremizdeki reklâmları okumaya ya da onlara bakmaya gerek yoktur. Allah, eğer bizlere rızk olarak yazılmışsa, ürünlerimizi almaları için insanların yüreklerine ilham edecektir. Bu nedenle reklâm yapmaya gerek yoktur.
  • Reklâm, günümüzde, milyarlarca dolarlık hacmi olan bir iş dalı ve müminler de bu kampanyaların kendilerine ekstra rızk sağlayacağına inanıyorlar. Yanlış olan sadece bu değildir. Reklâm bugün iki şekilde bozulmuştur –kadınların istismarı ve yalanlar ki bu ikisi de Şeriat’ın emirlerine karşıdırlar. Verdikleri sözleri yerine getirme şansları olmamasına rağmen, daha çok hizmet/ürün almaları için insanları taciz etme niyetiyle; birçok reklâm yalan, yarı gerçek ve kusur içeriyor. Oysa yalan söylemek yasaktır. Ve birçok reklâm kampanyası, seks ve cinsel istek uyandıran ve bizleri sadece –bir diş fırçası, bir otomobil ya da bir elma gibi- bir şeyler almış olmaya iten hanımlar kullanmaktadır. Bir kadının yarı çıplak bir şekilde reklâmda oynamasına aklı başında bir neden bulamıyorum. İslam gelip kadını sadece bir seks oyuncağı yapmaktan çıkartıp, insan hakları seviyesinde, konumunu yükseltirken, Batılılar sözde özgürlük söylemleriyle, tıpkı İlk Cahiliye Dönemindeki gibi; göz süzülerek bakılan, daha sonra şehvete konu olan ve bir et gibi ticareti yapılan, kadını daha önceki yerlerine geri indirdiler.   Mevlana’nın tavsiyesi çok yerinde –bu alçaltmanın bir parçası olmamalı ve onu desteklememeliyiz. Böyle yaparak, para tasarrufu yaparız ve artık daha fazla kötülük yapanların hain faaliyetlerine suç ortağı olmayız.

Dördüncü Emir – Krallar ve ülkelerinde yönetimde olanlar için

  • İnsanlar krallarının dinlerinin peşinden giderler. Eğer prensleri dürüstse, ona bağlı olan halkı da, onun gibi dürüst olur. Eğer bir kral bozulmuşsa, onun halkı da en kötü kâfirler olacaklardır.
  • Mevlana: “Majesteleri (Ürdün Kralı Abdullah) halkının Yatsı namazından sonra evlerinden dışarı çıkmasını da, resmi olarak, yasaklamalıdır” dedi. Bu ülkede uygulanan bir sıkıyönetim gibi olmalıdır. Barlara, kafelere, sinemalara ya da tiyatrolara izin vermesi kabul edilemez. İnsanları Allahın emirlerinden uzaklaştıran, insanları Allah’tan başka bir şeyle uğraştıran, her şey yasaktır. Eğer bu emirler verilmiş değilse, kralın başına da bir şey gelecektir.”
  • Bir lider halkından sorumludur. Bir hadis, her liderin kendisine tabii olanlar konusunda da sorgulanacaklarını bildiriyor. Bir başka hadis ise; eğer birisi iyi bir şey emrederse, onun emirlerini uygulayanlarla aynı ödülle ödüllendirilecektir ve kötülük yayanlar ise kendisini izleyen vatandaşlarıyla aynı günaha ortak olacaklardır.
  • Peygamberimiz’in (SAV) karısı Zeynep (RA); “Bir keresinde Peygamber (SAV) uyandı ve yüzü simsiyahtı ve üç kere ‘Allah’tan başka tapılmaya değer başka bir ilah yoktur! Yakında gelecek olan bir kötülük nedeniyle, vay Arapların haline! Bugün Yecüc ve Mecüc’ün engeli birçok kereler ihlal edilmiştir’ ve sonra da başparmağı ve işaret parmağıyla bir daire çizdi.” demiştir. Ve Zeynep kendi düşüncesini belirtti: “Dedim ki, ‘Ey Allah’ın Resulü! Dürüst olan hala aramızda olduğu şuanda bile mi?’ ve o dedi ki, ‘Evet, ahlaki çöküş (khubth) yaygın hale geldiğinde.’”
  • Bu Peygamberimiz’in (SAV) zamanındaydı! Öyleyse, özellikle şimdi, her Kral ve Lider, bir yanlışı düzeltmek ve imanın bir işareti olarak, bu ahlaki çöküşle savaşmalıdır. Peygamber (SAV); “Herkim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirmelidir. Eğer eliyle yapamazsa, diliyle değiştirmelidir. Bununla da yapamazsa, yüreğinde değiştirmelidir. Bu imanın en zayıf derecesidir.” demiştir. Bir Kral güce sahiptir ve bu ahlaki çöküş durumunu Eliyle (Güçle) değiştirmelidir.

Mevlana’nın dua ile sonlandırması

  • “Ya Rabbi! Ey Allah! Bizleri, göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa,  nefislerimize terk etme! Ey Allah’ım bizlere Senin bağışlamanı, affını ve merhametini nasip et. Bize bağışlamanı ihsan eyle ve bizleri düzelt ve hayatlarımızı ve Müslüman devletleri yeniden şekillendir. Sultanımıza, insanların ve cinlerin Sulatanı Hz. Mehdi (AS), zafer ihsan et. Alla onu gözler önüne sersin ve gelişini hızlandırsın! Ona onur ve ihtişam ihsan et ve Kuran’ın başlangıcı olan Fatiha Suresi yüzü suyu hürmetine, onu daha yakına getir.”

strong>Emirlerin bir Özeti

Özetle, bunlar şimdiye kadar verilmiş olan emirlerdir:

  • bir tehlike hissettiğimizde evimize dönmeli ve evimizde güven içerisinde kalmamız için, sonra iki rekat namaz kılıp dua etmeliyiz.
  • aileler çocuklarına dikkat etmek zorunda ve her gün akşam bir bahane olmaksızın akşam saatlerinde (güneş battığında), babalarıyla birlikte olmak şartıyla camiye gitmek haricinde, evde olduklarından emin olmalılar.
  • büyükler de (Camiye gitmek haricinde) güneş battıktan sonra dışarı çıkmamalıdır. Emniyet içerisinde olmak isteyenler, güneş battıktan sonra asla evlerini terk etmemelidirler. Eğer çıkarlarsa, hiçbir Evliya onları korumayacaktır. Bu emir Kıyamet Gününe dek geçerlidir.
  • iş sahipleri ise, toplumu durup bakarak reklamlardan etkilenmemeleri için, hizmet/ürünlerinin reklamlarını durdurmalıdırlar.
  • yönetimler; pub, gece kulüpleri ve diğer çürümüş boş etkinliklere izin vermeyi durdurmalıdır ve insanların yatsı namazından sonra evden çıkmalarını yasaklamalıdırlar. İnsanları Allah’ın emirlerinden uzaklaştıracak etkinlik/işleri Düzenlemek/Göz Yummak yasaktır.

 

Uyarılar

  • Bu Uyarıyı; sulandırarak ya da sadece Ürdün delegesine yöneltildiğini söyleyerek sizleri kandırmaya ve ‘etkisini azaltmaya’ çalışanlara karşı dikkatli olun. Bu doğru değil. Bu uyarılar; Doğudan Batıya, Kuzeyden Güneye tüm İnsanlığa yöneltilmiştir ve etkisi de Kıyamet Gününe kadar devam edecektir. Lütfen, Mevlana’nın bu uyarılarla ne kadar güçlü ve etkileyici olduğunu görmek için, videoyu izleyiniz.
  • Beni İsrail’in (İsrail Oğulları) Allah’ın emirlerini sulandırma ve haramı helal yapma alışkanlığı vardı. Hayvanın yağını yemeyin dendiği zaman, onu erittiler ve sıvı halde (sıvı yağ olarak bilinir) sattılar. Ve bunun yerine tartıştılar ve teknik olarak yasaklanan katı yağı satmadıklarına ama sıvı olarak sattıklarına, bunun da uyarıların içerisinde yer almadığına karar verdiler. Ayrıca, Şabat kısıtlaması ile ilgili de başka ‘zekice’ fikirler keşfettiler. Allah’ın böyle insanlara neler yaptığını okuyun:

فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡہُمۡ قَوۡلاً غَيۡرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمۡ فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِجۡزً۬ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا ڪَانُواْ يَظۡلِمُونَ (١٦٢) وَسۡـَٔلۡهُمۡ عَنِ ٱلۡقَرۡيَةِ ٱلَّتِى ڪَانَتۡ حَاضِرَةَ ٱلۡبَحۡرِ إِذۡ يَعۡدُونَ فِى ٱلسَّبۡتِ إِذۡ تَأۡتِيهِمۡ حِيتَانُهُمۡ يَوۡمَ سَبۡتِهِمۡ شُرَّعً۬ا وَيَوۡمَ لَا يَسۡبِتُونَ‌ۙ لَا تَأۡتِيهِمۡ‌ۚ ڪَذَٲلِكَ نَبۡلُوهُم بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ (١٦٣) وَإِذۡ قَالَتۡ أُمَّةٌ۬ مِّنۡہُمۡ لِمَ تَعِظُونَ قَوۡمًا‌ۙ ٱللَّهُ مُهۡلِكُهُمۡ أَوۡ مُعَذِّبُہُمۡ عَذَابً۬ا شَدِيدً۬ا‌ۖ قَالُواْ مَعۡذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ (١٦٤) فَلَمَّا نَسُواْ مَا ذُڪِّرُواْ بِهِۦۤ أَنجَيۡنَا ٱلَّذِينَ يَنۡہَوۡنَ عَنِ ٱلسُّوٓءِ وَأَخَذۡنَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ بِعَذَابِۭ بَـِٔيسِۭ بِمَا كَانُواْ يَفۡسُقُونَ (١٦٥) فَلَمَّا عَتَوۡاْ عَن مَّا نُہُواْ عَنۡهُ قُلۡنَا لَهُمۡ كُونُواْ قِرَدَةً خَـٰسِـِٔينَ (١٦٦)

(162) Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik. (163) (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk. (164) Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz, Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da, “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. (165) Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık. (166) Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik.

(Surah Al-A’raf 7:162-166)

  • Yukarıdaki Ayette, Allah İlahi Sözleri değiştirenlerin üzerine azap göndermiş ve Vaizler (Uyarıcılar) korunurken, Uyarılara karşı gelenleri maymuna çevirmiştir!
  • Mevlana; “Biliyorsunuz bu (ilahi) haber Cuma gecesi gelmiştir ve bu haberi her kim alır ve bu emirlere karşı gelirse, hiç de hoşuna gitmeyecek şekilde cezalandırılacaktır. Allah korusun.” demiştir.

 

Bu Özet, 7 Nisan 2011 tarihinde verilen, Uyarılar başlıklı, 20 dakikalık Arapça bir Sohbetten derlenmiştir ve www.Saltanat.org adresinden izlenebilir. Ekranın altında, ses kontrolünün yanında, alt yazılar için dil seçimi yapabileceğiniz (Arapça, Bahasa Endonezyaca/Melayu, Almanca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Rusça ve Türkçe) bir CC butonu göreceksiniz. İngilizceye canlı tercüme için, görüntü ünitesinin sağ üst köşesindeki AD butonuna tıklayınız. Canlı sohbetler boyunca, üst taraftaki butonlar, başka dillere de Canlı Sesli Tercüme hizmeti sunacaktır. Eğer video artık orada değilse, altta bulunan Saltana TV sitesi arşivinden aratınız. Saltanat TV, Mevlana Şeyh Nazım’ın kişisel olarak müsaade ve onayıyla Resmi sitesidir.

Saltanat TV, Mevlana Şeyh Nazım’ın kişisel olarak müsaade ve onayıyla Resmi sitesidir.

 

 


This entry was posted in 2011, Nisan, Sohbetleri and tagged , , , , . Bookmark the permalink.